Finans k
endisine uzak olan pek çok kişi için oldukça sıkıcı ve karışık bir konudur. Bir kere içinde rakamları barındırır ve para ile ilgilidir. “para” ile ilgilenmediğini düşünen ve söyleyen pek çok kişi vardır çevrenizde. Paraya değer vermediklerini söylerler. “Parayı önemsemediklerini” ya da “para”dan anlamadıklarını söylerler.
Onlara göre hayatta paradan daha kıymetli işler vardır. Üstelik bu konuda sonuna dek haklıdırlar. “Para işi” ile finansçılar, muhasebeciler uğraşmalıdır. Bu konu hem sıkıcı hem de karışıktır onlara göre. Görünüşe göre çok da haklıdırlar.
Haklıdırlar haklı olmasına da; hayat öyle değildir aslında. Paraya önem vermeyen arkadaşlarımız; “ayın sonunu zor getirirler”. Diğer grup olan “Bi daha mı gelicez dünyaya”cılar ise; borç batağından kurtulamazlar. Ülke ortalamasının çok üzerinde gelire sahip olan pek çok akıllı insan; bütün bir ay, yıl hatta on yıl boyunca “Kredi Kartı” için çalıştığını anlar sonunda. Hele bunu bir de finansçılar yapmaz mı, işte o en trajiğidir her halde.
İyi eğitim almış, güzel işi olan ve ortalamadan çok daha zeki olduğu su götürmez pek çok insanın; hele hele ülke ortalamasının üzerinde gelir elde eden insanların, iş hayatlarının 15’inci yılında doğru dürüst bir birikimleri olmamasına ne demeli?
Anladık, para biriktirme konusunda zayıfız. Daha teknik bir yaklaşım ile irrasyoneliz. Peki ya harcama tarafı? Orada durum nasıl?
İnsanlara “Neden alış veriş yaparsınız?” Diye sorulduğunda alınan cevap nedir sizce? Evet, haklısınız: “ihtiyaçtan”. İnsanlar ihtiyaçlarını karşılamak için alış veriş yaptıklarını iddia ediyorlar. Evine ikinci LCD televizyonu neden aldın? diye sorsak “kredi kartına 18 ay taksit yapıyorlardı, bonuslarımla aldım, buzdolabının yanında promosyon veriyorlardı” gibi cevaplar almamız çok muhtemel. Halbuki bunlar “neden aldın” sorusuna cevap değillerdir. Nasıl aldın sorusuna daha uygun cevaplar değiller mi sizce de? İnsanoğlu neden aldım sorusu ile kendini çok fazla meşgul etmiyor. Gün gelip de gelir azaldığı veya tamamen kesildiği zaman, banyosunda çok vakit geçirdiği için sıkılan ve klozetin karşısına LCD televizyon astıran, işe başlayalı henüz 6 ay olmuş genç bankacı kendine soruyor: Ben bunu neden aldım ve şimdi nasıl ödeyeceğim? Neden aldığınızı ancak ödeyememeye başladığınız zaman sorguluyorsunuz. Hayır mı? Hadi ama yapmayın, zekamıza hakaret etmeyin. Dokuzuncu gömlek; on ikinci ayakkabı, kalıbını beğendiğin aynı siyah pantolondan iki tane, dün aldığın pembe bluza uygun pembe göz farı ve ihtiyaç… Çok inandırıcı değil…
Ekonomi bilimi, insanoğlunun rasyonel olduğunu varsayar. Ona göre insan; özdeş alternatifler arasında en ucuzunu seçerek kendisi için faydayı maksimize etmeyi amaçlar. Aynı insanoğlu farklı özellikleri ve fiyatı olan iki üründen hangisi ihtiyacını karşılıyorsa onu almalıdır. Yani fiyat değil de “iş görme” kriteri ön plandadır.
Öyle midir?
Kesinlikle hayır! Tam tersine, insanlar iki üründen hangisi daha pahalıysa onun daha iyi olduğunu düşünürler. Ürünlerin özellikleri yerine markalarına bakabilirler. Bir ürüne ihtiyaçları olduğu için değil, kullanmayacağını bile bile indirimde veya promosyonda olduğu için onu alabilirler.
Daha devam edelim mi?
Yeşim Özerol
Finans ve İdari İşler Müdürü
British Council Türkiye
Dan Ariely’den Predictably Irrational adli kitabi okumanizi tavsiye ederim
güzel bir yazı olmuş